
Salih TEKİN/ERZURUM, (DHA)- TÜRKİYE Perakendeciler Federasyonu (TPF) Başkanı Ömer Düzgün, marketlerde pazar günlerinin tatil olması konusunda kamu sendikaları ve sektör temsilcilerinden oluşan bir grubun 3 ay içerisinde bir araya gelmesi teklifinde bulundu. Sektörün pazar tatilini cesaretle konuşması gerektiğini kaydeden Düzgün, “Biz bu meseleyi ticari değil sosyal bir mesele olarak öngörüyoruz. Çocuklarıyla kahvaltı yapamayan çalışanlar, anne babasını yalnızca gece görebilen evlatlar var. Görüşülen bin 200 tüketicinin yüzde 85,7’si pazar günü marketlerin kapalı olmasını düşünüyor. Sektör çalışanlarında oran daha çarpıcı. Görüşülen 900 çalışanın yüzde 93,1'i pazar günü tatilini destekliyor. Bu bir tercih değil, artık güçlü bir ihtiyaç olarak algılanıyor” dedi.
Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) tarafından düzenlenen Perakende Zirvesi 2026, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde başladı. Türkiye’nin dört bir yanından üyelerin katıldığı ve çok sayıda firmanın stant açtığı zirvenin açılışında Istanbul Dance Factor dans gösterisi gösteri yaptı. Zirvenin açılışında konuşan TPF Başkanı Ömer Düzgün, yalnızca bir sektör buluşmasını gerçekleştirmediklerini, Türkiye'nin üretim gücü ile raf gücünü, fabrikasıyla, çiftçisiyle, tüketicisini aynı çatı altında buluşturduklarını söyledi.
YENİ BİR VİZYONLA TASARLANDI
Federasyon çatısı altında 500 metrekare üzeri 10 bine yakın mağaza, 150 bini aşkın çalışan ve yüz binlerce aileye dokunan dev bir ekosistem olduklarını belirten Ömer Düzgün, “Biz yalnızca ürün satmıyoruz. İstihdam üretiyoruz, vergi ödüyoruz, üretici büyütüyoruz ve şehirlerimizin sosyal hayatını ayakta tutuyoruz. Bulunduğumuz şehre vergisini ödeyerek, yerel üreticiye destek vererek şehir ekonomisini canlı tutan işletmeleriz. Geçtiğimiz yıl bu organizasyonu yeni bir vizyonla ‘perakende zirvesi’ atı altında yeniden tasarladık. Çünkü artık hedefimiz yalnızca sektörün kendi içinde konuştuğu bir toplantı yapmak değildi. Hedefimiz üreticinin yatırım kararını tedarikçinin lojistiğini, teknoloji şirketlerinin çözümlerini, kamunun politikalarını ve yerin zincirlerini aynı masada buluşturmaktı” diye konuştu.
‘BU TABLO KALICI DEĞİL’
Son 5 yılın kolay geçmediğini ifade eden Ömer Düzgün, pandemi, tedarik zinciri krizleri, enerji maliyetlerindeki artışlar ve deprem felaketinin ekonomiye yük olduğunu anlattı. Bugün itibarıyla işlerin istedikleri noktada olmadığını vurgulayan Düzgün, “Bugün işlerimizin istediğimiz noktada olduğunu söylemek doğru olmaz. Hem ülkede hem küresel ölçekte hala zorlu bir dönemden geçiyoruz. Jeopolitik belirsizlikler, tedarik zincirindeki dalgalanmalar ve dünya genelinde süregelen enflasyonist baskılar bizim sektörümüzü de doğrudan etkiliyor. Biz inanıyoruz ki bu tablo kalıcı değil. Doğru adımlarla daha sağlıklı bir zemine ulaşacağız. Bununla birlikte bazı göstergeler umut verici. Temmuz ayı itibarıyla yıllık tüfe yüzde 31,75 seviyesine geriledi. Bundan iki yıl önce yüzde 60’ların üzerinde konuştuğumuz bir tabloyu bugün çok daha aşağıda seviyelerde değerlendiriyoruz” dedi.
MAĞAZA ENFLASYONU
Temmuz 2026 verilerine göre Türkiye perakende sektöründe toplam 58 bin 970 mağazanın faaliyet gösterdiğini ifade eden Ömer Düzgün şunları söyledi:
“Yerel zincirlerimiz 8 bin 896 mağazayla hizmet verirken, uluslararası markalarla ait zincirler 8 bin 223 mağazaya sahiptir. Ulusal zincirler ise 42 bin 351 mağaza ile sektörde faaliyet göstermektedir. Bu tabloyu istatiksel olarak değerlendirildiğimizde farklı sonuç ortaya çıkıyor. Ülke nüfusuna oranla, Türkiye'de market başına yaklaşık bin 450 müşteri düşüyor. Küçük esnafı da hesaba kattığımızda, bu sayı binin altına düşüyor. Avrupa ülkelerinde ise market başına düşen müşteri sayısı yaklaşık 3 bin seviyesindedir. Sektörümüzün önemli sorunlarından biri, bu rakamla baktıktan sonra mağaza enflasyonudur. Bugün aynı caddede yan yana karşı karşıya açılan kontrolsüz mağazalar gerçek rekabet maalesef üretmiyor. Tam tersine ciroyu bölüyor, verimliliği düşürüyor. Lojistik ve enerji maliyetini artırıyor ve sonunda, işletmeler bu maliyeti fiyatlarına yansıtmak zorunda kalıyor. Yani mağaza yoğunluğu yalnızca firmaları değil, dolaylı olarak fiyatları da etkileyen yapısal bir problem. Biz serbest rekabetten yanayız plansız rekabetten değil. Nasıl şehirler imar planıyla büyüyorsa, perakendenin de uzun vadeli bir yerleşim vizyonuna ihtiyacı olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda belediyelerimizle birlikte ilçe bazlı hareket yoğunluk haritaları çıkartılmasını ve yeni mağaza açılışlarının bu verilere göre desteklenmesini öneriyoruz.”
‘PAZAR TATİLİNİ CESARETLE KONUŞMALIYIZ’
Sektörün pazar tatilini cesaretle konuşması gerektiğini kaydeden Başkan Düzgün, “Biz bu meseleyi ticari değil sosyal bir mesele olarak öngörüyoruz. Haftanın 7 günü açık kalan bir sektörün görünmeyen bir maliyeti var. Çocuklarıyla kahvaltı yapamayan, anne babasının yalnızca gece görebilen evlat ve yıllarca aynı tempoda çalışılan emekçimizin kendisi var. Sektörümüzde çalışanların önemli bir kısmı kadın. Bu kadınların büyük bölümü aynı zamanda anne, eş ve bir yuvanın en büyük sorumlusu. Mevcut düzende hafta içinde çocuklar okulda, hafta sonu anne çalışıyor ve maalesef bu tablo aile içi dengeyi zayıflatıyor. Bu konuda federasyonun yaptırdığı bağımsız bir araştırmanın sonucunu paylaşmak istiyorum. Görüşülen bin 200 tüketicinin yüzde 85,7’si yani bin 28 kişi pazar günü marketlerin kapalı olmasını düşünüyor. Sektör çalışanları tarafında ise bu oran çok daha çarpıcı. Görüşülen 900 çalışanın yüzde 93,1'i yani 838'i pazar günü tatilini destekliyor. Bu bir tercih değil, artık güçlü bir ihtiyaç olarak algılanıyor. Yapılan ankette başka bir önemli bilgi vermek istiyorum. Çalışan düzeyindeki anketin 30'u yerel marketler ve 70'i de ulusal ve uluslararası marketlerde çalışanlar üzerinde yapılmıştır. Araştırma aynı zamanda gösteriyor ki bu talep sadece bir dilek değil, alışkanlıklarımızı da değiştirebilir. Tüketicilerin büyük bölümü alışverişini cumartesi gününe kaydırmaya ya da hafta içinde yaymaya hazır olduğunu belirtiyor. Yani bu düzenleme sektörde bir ekonomik kayıp değil, yalnızca bir gün kayması yaratacaktır. Sürdürülebilir perakende sürdürülebilir istihdamla mümkündür. Dinlenebilen çalışan daha verimlidir. Ailesine vakit ayıran çalışan işine daha güçlü bağlanır, evine daha güçlü bağlanır. Bu nedenle bugün burada somut bir adım öneriyoruz. Kamu sendikalarımız ve sektör temsilcilerimizden oluşacak bir çalışma grubunun önümüzdeki 3 ay içerisinde bir araya gelmesini ve pazar günü uygulamasına yönelik ortak bir çerçeveyi masaya yatırmasını talep ediyoruz. TPF olarak bu sorumluluğu taşıyor ve bunu yasamanın gündemine taşımak için kararlılık da çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu. (DHA)