
Dr. Sehtap Nazlı Kılıç Çetin, kronik pelvik ağrı şikâyeti olan kadınlarda bu oranın yüzde 30-50’ye, infertilite grubunda ise yüzde 40’a kadar yükseldiğini söyledi. Dünya genelinde yaklaşık 190 milyon kadının bu hastalıktan etkilendiğinin tahmin edildiğini ifade eden Çetin, ’Adet ağrısı normaldir’ algısının tanıyı geciktirdiğine dikkat çekti.
Memorial Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Sehtap Nazlı Kılıç Çetin, endometriozisin, rahim içini döşeyen endometrium dokusunun rahim dışında yumurtalıklar, tüpler, bağırsaklar ve nadiren akciğer gibi farklı organlarda yerleşmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu belirtti.
Çoğunlukla şiddetli adet ağrısı ile ortaya çıkıyor
Hastalığın çoğu zaman şiddetli ağrı ile kendini gösterdiğini ancak belirtilerin kişiden kişiye değişebildiğini vurgulayan Çetin, şu ifadeleri kullandı:
"Şiddetli adet ağrısı (dismenore), cinsel ilişki sırasında ağrı (disparoni), kronik pelvik ağrı, bağırsak ve idrar alışkanlıklarında değişiklikler, infertilite, yoğun ve düzensiz adet kanamaları en sık görülen belirtiler arasında yer alır. Burada özellikle vurgulanması gereken nokta şudur; ‘Adet ağrısı normaldir’ algısı, birçok kadının yıllarca bu hastalıkla tanı almadan yaşamasına neden olmaktadır. Günlük yaşamı kısıtlayan ağrı mutlaka bir kadın doğum uzmanı tarafından değerlendirilmelidir."
Tanıda vajinal muayene ve görüntüleme önemli
Endometriozis tanısının günümüzde giderek daha fazla "klinik tanı" olarak kabul edildiğini belirten Çetin, jinekolojik (vajinal) muayenenin bu açıdan önemli bir yer tuttuğunu söyledi. Muayene sırasında rahim ve çevre dokuların değerlendirildiğini, hassasiyet, nodül veya kitle varlığının araştırıldığını ifade eden Çetin, vajinal ultrasonografi ile yumurtalık kistleri ve diğer bulguların ayrıntılı olarak incelendiğini kaydetti.
Bu yöntemlerin tanıyı desteklediğini belirten Çetin, kesin tanının gerektiğinde laparoskopi ile konulduğunu, manyetik rezonans görüntülemenin ise kompleks olgularda hastalığın yayılımını değerlendirmede önemli katkı sağladığını dile getirdi.
Laparoskopinin tanının kesin olarak doğrulanmasını sağlayan altın standart yöntem olarak kabul edildiğini belirten Çetin, ancak her hastada tanı amacıyla uygulanmasının önerilmediğini, güncel yaklaşımda cerrahi işlemlerin yalnızca seçilmiş olgularda tercih edildiğini, çoğu hastada tanının muayene ve görüntüleme bulgularına göre konulduğunu ifade etti.
Tedavide amaç: Ağrıyı azaltma ve doğurganlığı koruma
Endometriozis tedavisinde amacın ağrıyı azaltmak, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve çocuk sahibi olma ihtimalini korumak olduğunu belirten Çetin, birçok hastada ilk tercihin ilaç tedavisi olduğunu söyledi.
Bu tedavilerin, vücuttaki bazı hormonları dengeleyerek hastalığın etkilerini azaltmayı hedeflediğini ifade eden Çetin, şu bilgileri paylaştı:
"Doğum kontrol hapları düzenli veya sürekli şekilde kullanılabilmektedir. Progesteron içeren ilaçlar hastalığın büyümesini baskılayabilmektedir. Hormonlu spiral (rahim içi araç) hem ağrıyı azaltmaya hem de hastalığı kontrol altına almaya yardımcı olabilmektedir. Daha güçlü hormon düzenleyici iğne veya ilaçlar da bazı durumlarda tercih edilmektedir."
Bu tedavilerin özellikle ağrı şikâyetlerini azaltmada etkili olduğunu ve çoğu hastada ameliyata gerek kalmadan kontrol sağlanabildiğini belirten Çetin, ilaçlara rağmen geçmeyen şiddetli ağrı, yumurtalıklarda büyük kist oluşumu, hastalığın bağırsak veya idrar yolları gibi organları etkilemesi ya da çocuk sahibi olamama gibi durumlarda cerrahi tedavinin planlanması gerektiğini söyledi.
Bu durumlarda kapalı yöntemle yapılan ameliyatların tercih edildiğini ifade eden Çetin, ameliyatla hastalıklı dokuların temizlenebildiğini ve bunun bazı hastalarda şikâyetleri belirgin şekilde azaltabildiğini dile getirdi.
Ameliyat kararı dikkatle verilmeli
Ancak her ameliyatın riskleri bulunduğunu hatırlatan Çetin, özellikle yumurtalıklar üzerinde yapılacak işlemlerin ileride çocuk sahibi olma ihtimalini etkileyebileceğini, bu nedenle ameliyat kararının dikkatle verilmesi ve mümkünse deneyimli ekipler tarafından uygulanması gerektiğini vurguladı.
Endometriozisin uzun süreli bir hastalık olabildiğini belirten Çetin, burada amacın hastanın yaşam kalitesini artırmak ve şikâyetlerini kontrol altında tutmak olduğunu söyledi. Hastalığın kronik ve nüks eğilimi yüksek olduğunu ifade eden Çetin, cerrahi sonrası 5 yıl içinde nüks oranlarının yüzde 20-40 arasında bildirildiğini, bu nedenle uzun dönem medikal tedavilerin büyük önem taşıdığını kaydetti.
Psikolojik, sosyal ve ekonomik etkileri de var
Endometriozisin yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu belirten Çetin tanı gecikmesi, heterojen klinik seyir ve tedaviye rağmen nüks oranlarının yüksekliğinin hastalık yönetimini zorlaştırdığını ifade etti.
Hastalığın yalnızca fiziksel değil psikolojik, sosyal ve ekonomik etkilerinin de bulunduğunu vurgulayan Çetin, kadınlarda iş gücü kaybı, sosyal izolasyon ve depresyon gibi sorunlara yol açabildiğini söyledi.
Endometriozisin milyonlarca kadının yaşamını etkileyen ancak hâlâ yeterince konuşulmayan bir hastalık olduğunu belirten Çetin, erken tanı ve doğru tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini, bunun yolunun ise toplumsal farkındalıktan geçtiğini sözlerine ekledi.