
ANKARA, (DHA)- KULAK Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Selmin Karataylı Özgürsoy, ses kısıklığının yalnızca geçici bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “2-3 haftadan uzun süren ses kısıklıklarına dikkat edilmeli, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları (KBB) uzmanına başvurulmalıdır. Özellikle sigara kullanan kişilerde uzun süren ses kısıklığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Ses hastalıklarının değerlendirilmesinde ayrıntılı muayene, ses analizi ve gerektiğinde ses terapisti birlikte yürütülmelidir” dedi.
Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi'nden Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Selmin Karataylı Özgürsoy, sesin iletişimin yanı sıra kişinin mesleki ve sosyal yaşamının da önemli bir parçası olduğunu söyleyerek, “Öğretmenler, ses sanatçıları, din görevlileri, çağrı merkezi çalışanları ve gün boyunca yoğun şekilde konuşmak zorunda kalan kişiler ses hastalıkları açısından daha dikkatli olmalıdır. Ses laboratuvarında kişinin ses özellikleri ayrıntılı biçimde incelenmektedir. Ses analizinde kişinin ses yüksekliği, ses perdesi, sesin sürekliliği ve kalitesi gibi özellikleri ölçülebiliyor. Endoskopik muayeneyle de ses tellerinin yapısı, hareketleri ve titreşim özellikleri değerlendiriliyor. Böylece ses kısıklığının yanlış ses kullanımından mı, ses teli nodülü veya başka bir iyi huylu lezyondan mı kaynaklandığı ya da daha ileri inceleme gerektiren bir durumun bulunup bulunmadığı belirlenebiliyor” diye konuştu.
‘SES TERAPİSİ YALNIZCA SESİ DİNLENDİRMEKTEN İBARET DEĞİL’
Ses analizinin yalnızca tanı aşamasında kullanılmadığını ifade eden Prof. Dr. Özgürsoy, “Tedavi öncesinde elde edilen bulgular terapi sonrasında yapılan ölçümlerle karşılaştırılabilir. Bu sayede tedaviye verilen yanıt daha nesnel biçimde izlenebilir. Ses terapisi kişinin sesini daha sağlıklı ve verimli kullanmasını amaçlar. Ses terapisi, doğru nefes kullanımı, sesin uygun biçimde oluşturulması, konuşma sırasında ses tellerine binen yükün azaltılması ve yanlış ses alışkanlıklarının değiştirilmesi üzerine planlanır. Terapi programı kişinin hastalığına, mesleğine ve günlük ses kullanımına göre şekillendirilir. Uygun hastalarda tedavi genellikle 4-6 haftalık bir program hâlinde yürütülmektedir. Ses laboratuvarında gerçekleştirilen analiz, terapi ve takip süreçleri bir bütün olarak ele alınmalıdır” ifadelerini kullandı.
‘SES TELİ NODÜLÜNDE HER ZAMAN AMELİYAT GEREKMEYEBİLİR’
Özellikle sesini yoğun kullanan kişilerde görülebilen ses teli nodüllerinin sürekli ve hatalı ses kullanımına bağlı gelişebildiğini belirten Prof. Dr. Özgürsoy, şunları söyledi:
“Ses teli nodülü saptanan her hastada ilk seçenek ameliyat değildir. Uygun vakalarda ses terapisiyle kişinin ses kullanım alışkanlıkları düzenlenir ve ses telleri üzerindeki travmanın azaltılması hedeflenir. Tedaviye yeterli yanıt alınamayan veya cerrahi gerektiren durumlarda ise ameliyat seçeneği değerlendirilir. Cerrahi sonrasında da aynı problemin tekrarlamaması için doğru ses kullanımının öğrenilmesi önemlidir. Ses kısıklığı enfeksiyon, reflü, yanlış ses kullanımı, ses teli nodülleri ve diğer iyi huylu lezyonların yanı sıra kötü huylu hastalıklardan da kaynaklanabilir. Özellikle 2-3 haftadan uzun süren ses kısıklığına dikkat edilmeli; Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir. Sigara kullanımı ses tellerinde kronik tahrişe, ödeme ve kalıcı ses değişikliklerine yol açabilir. Sigara kullanan kişilerde uzun süren ses kısıklığı mutlaka ayrıntılı biçimde araştırılmalıdır. Ses tellerindeki şüpheli oluşumlar endoskopik muayeneyle değerlendirilir; gerekli durumlarda biyopsi yapılır. Erken tanı, özellikle kötü huylu hastalıklarda tedavi başarısını doğrudan etkileyebilir. Ses sağlığının korunması için yeterli su tüketilmeli, uzun süre yüksek sesle konuşmaktan ve sık sık boğaz temizlemekten kaçınılmalı, reflüyü artırabilecek alışkanlıklar düzenlenmeli ve sesle ilgili kalıcı değişiklikler ihmal edilmemelidir.”