‘Kalabalık ortamlarda konuşmaları takip etmekte zorlanıyorsanız işitmenizi kontrol ettirin’

Haber Giriş Tarihi: 15.09.2026 11:21
Haber Güncellenme Tarihi: 15.09.2026 11:21
Bursatarafsiz.com

Uzmanından uyarı: ‘Herkes çok alçak sesle konuşuyor’ diyorsanız işitmenizi kontrol ettirin

İSTANBUL, (DHA)- DÜNYA genelinde 1,5 milyardan fazla kişi bir dereceye kadar işitme kaybı yaşarken, işitme sorunlarının önemli bir bölümünün günlük yaşamda fark edilmeden ilerleyebileceğini söyleyen Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, “Televizyon sesini giderek yükseltme, konuşmaları özellikle kalabalık ortamlarda takip etmekte zorlanma ve karşısındaki kişilerin sözlerini sık sık tekrar etmesini isteme gibi belirtiler işitme kaybının erken işaretleri arasında yer alabiliyor” dedi.

Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, “İşitme, yalnızca çevredeki sesleri algılamayı değil, iletişim kurmayı, öğrenmeyi ve sosyal yaşama katılmayı da doğrudan etkileyen önemli bir duyudur. İşitme kaybı ise her zaman belirgin bir şekilde ortaya çıkmayabiliyor. Özellikle yaşla birlikte gelişen işitme kaybında kişi, çevresindeki insanların daha kısık sesle konuştuğunu veya konuşmaların anlaşılmaz hale geldiğini düşünerek yaşadığı değişikliği uzun süre fark etmeyebiliyor” ifadelerini kullandı.

“HERKES ÇOK ALÇAK SESLE KONUŞUYOR” DÜŞÜNCESİ BİR İŞARET OLABİLİR

Medicana Kadıköy Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, işitme kaybının her yaş grubunda farklı nedenlerle ortaya çıkabileceğini belirterek şöyle konuştu: “İşitme kaybı, yalnızca ileri yaşlarda görülen bir sorun değildir. Çocukluk döneminden itibaren farklı nedenlerle ortaya çıkabilir ve bazı durumlarda kişi ya da ailesi tarafından uzun süre fark edilmeyebilir. Yetişkinlerde ise özellikle konuşulanları tekrar ettirme, kalabalık ve gürültülü ortamlarda konuşmaları takip etmekte zorlanma, televizyonun sesini çevredeki kişiler için rahatsız edici seviyelere çıkarma ve telefonda konuşulanları anlamakta güçlük çekme gibi belirtiler önemsenmelidir. Bu tür değişikliklerin günlük yaşamın doğal bir parçası olarak kabul edilmesi yerine işitmenin değerlendirilmesi, sorunun erken fark edilmesi açısından önem taşır. İşitme kaybının yavaş ilerlemesi, kişinin günlük yaşamda bazı iletişim sorunlarını normalleştirmesine neden olabiliyor. Televizyon veya telefon sesinin giderek daha yüksek seviyelere çıkarılması, konuşmaların tekrar ettirilmesi, özellikle gürültülü ortamlarda söylenenleri anlamakta güçlük çekilmesi ve telefon görüşmelerinde karşı tarafın söylediklerini ayırt edememe bu belirtiler arasında yer alıyor.”

ÇOCUKLARDA İŞİTME KAYBI GELİŞİMİ DE ETKİLEYEBİLİR

Doç. Dr. Yalçınozan, “İşitme sorunlarının fark edilmesi çocukluk döneminde daha da önem kazanıyor. Dünya Sağlık Örgütü, 5-19 yaş grubunda yaklaşık 90 milyon çocuk ve ergenin işitme kaybıyla yaşadığını bildiriyor. Çocukluk çağındaki işitme sorunları fark edilmediğinde konuşma ve dil gelişimi, bilişsel gelişim, eğitim hayatı ve sosyal etkileşim üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Çocuklarda ismine tepki vermeme, sesin geldiği yöne dönmeme, konuşmanın yaşıtlarına göre gecikmesi, yönergeleri takip etmekte zorlanma veya okulda öğretmenin söylediklerini anlamakta güçlük çekme gibi durumlar işitmenin değerlendirilmesini gerektirebilecek belirtiler arasında bulunuyor” diye konuştu.

Doç. Dr. Yalçınozan, çocuklarda işitme kaybının erken fark edilmesinin gelişim açısından önemli olduğunu belirterek, “Çocukların işitme becerileri, çevrelerindeki sesleri ve konuşmaları algılamalarıyla birlikte dil ve iletişim gelişiminin de önemli bir parçasıdır. İşitme ile ilgili bir sorun olduğundan şüphelenildiğinde bunun yalnızca geçici bir dikkat dağınıklığı veya çocuğun konuşmaya ilgisizliği olarak değerlendirilmemesi gerekir. Özellikle konuşma ve dil gelişiminde beklenen basamakların gerisinde kalınması durumunda işitmenin değerlendirilmesi önem taşır” dedi.

YÜKSEK SES MARUZİYETİNE DİKKAT

Doç. Dr. Yalçınozan, “İşitme kaybının nedenleri arasında yaşlanma, kulak hastalıkları, genetik faktörler ve bazı enfeksiyonların yanı sıra yüksek sese uzun süre veya yoğun şekilde maruz kalmak da bulunuyor. Özellikle kişisel ses cihazlarının yüksek ses seviyesinde kullanılması, konser ve eğlence mekanları gibi yüksek sesli ortamlarda uzun süre bulunulması ve iş ortamındaki yoğun gürültü maruziyeti işitme sağlığı açısından risk oluşturabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, 1 milyardan fazla genç insanın eğlence amaçlı yüksek ses maruziyeti nedeniyle işitme kaybı riski altında olabileceğine dikkat çekiyor” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Yalçınozan, işitme sağlığının korunmasında günlük yaşam alışkanlıklarının da önem taşıdığını belirterek, “Yüksek sesli ortamlarda geçirilen sürenin azaltılması, kişisel ses cihazlarında güvenli ses seviyelerinin tercih edilmesi ve gürültülü çalışma ortamlarında gerekli koruyucu önlemlerin alınması işitme sağlığının korunmasına katkı sağlayabilir. Bunun yanında işitmede yeni başlayan veya giderek artan bir değişiklik, kulakta çınlama, konuşmaları anlamada belirgin güçlük ya da çocuklarda işitme ve iletişim gelişimiyle ilgili bir şüphe olduğunda değerlendirme yapılması önemlidir” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Yalçınozan, “İşitme Engelliler Haftası, işitme kaybıyla yaşayan bireylerin karşılaştığı iletişim güçlüklerine dikkat çekmenin yanı sıra işitme sağlığının korunması ve işitme kaybının erken fark edilmesi konusunda toplumda farkındalık oluşturmak açısından önemli bir fırsat sunuyor. İşitme kaybının erken fark edilmesi, bireyin iletişim, eğitim ve sosyal yaşam üzerindeki olası etkilerinin azaltılması açısından önem taşıyor. Dünya Sağlık Örgütü de özellikle çocuklarda işitme sorunlarının erken fark edilmesi ve uygun bakımın zamanında sağlanmasının gelişim ve eğitim açısından kritik olduğunu belirtiyor” dedi.