Maden faciası sanığı duruşmada "gerçek patron başkası" dedi, tahliye edildi
Maden faciası sanığı duruşmada "gerçek patron başkası" dedi, tahliye edildi
Haber Giriş Tarihi: 02.06.2026 19:19
Haber Güncellenme Tarihi: 02.06.2026 19:20
Kaynak:
İHA
Zonguldak’ta 2 işçinin hayatını kaybettiği maden göçüğüne ilişkin davada tutuklu sanık, ocağın sahibinin başka bir kişi olduğunu itiraf etti. Mahkeme heyeti, bu itirafın ardından sanığın tutuksuz yargılanmasına karar verdi.
Kilimli ilçesinde 16 Şubat’ta meydana gelen ve 2 işçinin ölümüyle, 1 işçinin de yaralanmasıyla sonuçlanan özel maden ocağındaki göçüğe ilişkin davanın görülmesine Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.
Duruşmaya tutuklu sanık H.D. (53) ile tutuksuz sanıklar T.A. (41) ve E.S. (35), hayatını kaybeden işçilerin aileleri ve taraf avukatları katıldı.
Savunmasının son bölümünde yeniden söz alan sanık H.D, şirketi B.C. isimli bir kişiden devraldığını belirterek, "Bu şirketi ortaklığını alırken herhangi bir şekilde para vermedim. Sadece evrak üstünde yetkili kişi benim. Ben bu ocağın faaliyetleriyle ilgili bir şeye karışmıyorum, işçilere talimat vermiyorum. Ocak H.B’nindir. 18 nolu sahayı benim üzerime yaptılar. Niye yaptıklarını bilmiyorum. Ben maaşlı çalışıyorum. Maaşımı H.B’den alıyorum. 150 bin lira maaş alıyorum. H.B. bana maaşı elden vermektedir. Bu ocakla H.B. ve oğulları ilgilenmektedir" dedi. H.D, herhangi bir ihaleye girmediğini ve sahayı devralırken kimseye para ödemediğini de ekledi.
"Bu ocağın gerçek sahibinin H.B. olduğunu herkes bilir"
Duruşmada söz alan ve babası Ziya Kiret’i göçükte kaybeden Olcay Kiret, asıl sorumlunun H.B. olduğunu iddia etti. Kiret, "Ocak sahibi H.D. değildir. Gerçek ocak sahibi H.B’dir. Onun yargılanmasını istiyorum. Bu ocağın gerçek sahibinin H.B. olduğunu herkes bilir. Bu ocağın gerçek sahibini H.B. olduğuna dair delillerimiz vardır" diye konuştu.
Onur Kiret ise babasıyla aynı ocakta çalıştığını ve ocağın asıl sahibinin H.B. olduğuna dair tanıkları ile WhatsApp yazışmaları bulunduğunu söyledi. Bunun üzerine mahkeme heyeti, Kiret’in cep telefonunu inceleyerek H.B. ile arasındaki yazışmaların çıktısının alınıp dosyaya konulmasını kararlaştırdı. Ziya Kiret’in eşi Şafak Nur Kiret de eşinin mühendisten habersiz iş yapmayacağını, ocağın H.B.’ye ait olduğunu ve H.D. üstlendiyse cezasını çekmesi gerektiğini söyleyerek şikayetçi oldu.
İşçiler mesai saatinden önce ocağa girdi iddiası
Sanık H.D, savunmasında madencilik şirketinin tek yetkilisi olduğunu ve ocağı 15 Aralık 2025’te devraldığını belirtti. Kazadan iki ay önce tek vardiyaya geçildiğini anlatan H.D, "Kazazedeler mesai saatinden önce ocağa girmişler. Ocağa girilmeden, mesai başlamadan önce mühendisimiz tarafından ocak önünde tertip yapılıp mesaiye geliş için ayrıca imza atılmaktadır. Vefat edenler mühendise haber vermeden ocağa girmişler" dedi.
Suçlamaları reddeden sanık T.A. ise 31 Ocak 2026’da şirketten ayrıldığını, çalıştığı dönemde daimi nezaretçi olduğunu ve sonrasında ocakla bir bağlantısının kalmadığını savundu. T.A, "Sonradan duyduğuma göre tavanın göçmesi sonucu tahkimat zayıflayarak kırılmış. Kazanın olduğu yer tahkimat yapılıp nefeslik açılıyordu. En son tahkimatın yapıldığı yer kırılıp çökmüş" şeklinde konuştu.
Şirkete kazadan 5 gün önce daimi nezaretçi olarak atandığını söyleyen sanık E.S. de işçilerin 15.00’da başlayan mesai saatinden habersiz olarak gelip çalıştıklarını öne sürdü. E.S, "İşçilere habersiz çalışmamalarını eğitimde bildirdim. İşçileri habersiz ocağa girmeleri daha önce başımıza gelmemiştir" ifadelerini kullandı.
Duruşma sırasında müşteki ve sanık avukatları arasında tartışma yaşandı. Bir sanık avukatının müşteki avukatının beyanına müdahale etmesiyle başlayan gerginlik, karşılıklı bağrışmalara dönüştü. Sanık avukatı, elindeki dosyayı masaya vurarak ve "terbiyesiz" diyerek salonu terk ederken, bir başka müşteki avukatı da "Bir kadına bağıramazsın, haddini bil" diye karşılık verdi.
Tanık olarak dinlenen ve kazadan yaralı kurtulan İsmet Kabuk, kendisini işe H.B.’nin aldığını ancak ocağın H.D. adına kayıtlı olduğunu bildiğini söyledi. Şefi Ziya Kiret’in sabah gelmesini istediğini aktaran Kabuk, "Nefeslikte üç gün boyunca çalıştık. Çalışma yaparken bir anda çalıştığımız tavan çöktü. Tahkimatı ağaçtan yapıyorduk. Tahkimat malzemesi sıkıntımız yoktu" dedi.
Mahkeme heyeti, tutuklu sanık H.D’nin tahliyesine karar vererek dosyadaki eksiklerin giderilmesi için duruşmayı 22 Eylül’e erteledi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Maden faciası sanığı duruşmada "gerçek patron başkası" dedi, tahliye edildi
Kilimli ilçesinde 16 Şubat’ta meydana gelen ve 2 işçinin ölümüyle, 1 işçinin de yaralanmasıyla sonuçlanan özel maden ocağındaki göçüğe ilişkin davanın görülmesine Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.
Duruşmaya tutuklu sanık H.D. (53) ile tutuksuz sanıklar T.A. (41) ve E.S. (35), hayatını kaybeden işçilerin aileleri ve taraf avukatları katıldı.
Savunmasının son bölümünde yeniden söz alan sanık H.D, şirketi B.C. isimli bir kişiden devraldığını belirterek, "Bu şirketi ortaklığını alırken herhangi bir şekilde para vermedim. Sadece evrak üstünde yetkili kişi benim. Ben bu ocağın faaliyetleriyle ilgili bir şeye karışmıyorum, işçilere talimat vermiyorum. Ocak H.B’nindir. 18 nolu sahayı benim üzerime yaptılar. Niye yaptıklarını bilmiyorum. Ben maaşlı çalışıyorum. Maaşımı H.B’den alıyorum. 150 bin lira maaş alıyorum. H.B. bana maaşı elden vermektedir. Bu ocakla H.B. ve oğulları ilgilenmektedir" dedi. H.D, herhangi bir ihaleye girmediğini ve sahayı devralırken kimseye para ödemediğini de ekledi.
"Bu ocağın gerçek sahibinin H.B. olduğunu herkes bilir"
Duruşmada söz alan ve babası Ziya Kiret’i göçükte kaybeden Olcay Kiret, asıl sorumlunun H.B. olduğunu iddia etti. Kiret, "Ocak sahibi H.D. değildir. Gerçek ocak sahibi H.B’dir. Onun yargılanmasını istiyorum. Bu ocağın gerçek sahibinin H.B. olduğunu herkes bilir. Bu ocağın gerçek sahibini H.B. olduğuna dair delillerimiz vardır" diye konuştu.
Onur Kiret ise babasıyla aynı ocakta çalıştığını ve ocağın asıl sahibinin H.B. olduğuna dair tanıkları ile WhatsApp yazışmaları bulunduğunu söyledi. Bunun üzerine mahkeme heyeti, Kiret’in cep telefonunu inceleyerek H.B. ile arasındaki yazışmaların çıktısının alınıp dosyaya konulmasını kararlaştırdı. Ziya Kiret’in eşi Şafak Nur Kiret de eşinin mühendisten habersiz iş yapmayacağını, ocağın H.B.’ye ait olduğunu ve H.D. üstlendiyse cezasını çekmesi gerektiğini söyleyerek şikayetçi oldu.
İşçiler mesai saatinden önce ocağa girdi iddiası
Sanık H.D, savunmasında madencilik şirketinin tek yetkilisi olduğunu ve ocağı 15 Aralık 2025’te devraldığını belirtti. Kazadan iki ay önce tek vardiyaya geçildiğini anlatan H.D, "Kazazedeler mesai saatinden önce ocağa girmişler. Ocağa girilmeden, mesai başlamadan önce mühendisimiz tarafından ocak önünde tertip yapılıp mesaiye geliş için ayrıca imza atılmaktadır. Vefat edenler mühendise haber vermeden ocağa girmişler" dedi.
Suçlamaları reddeden sanık T.A. ise 31 Ocak 2026’da şirketten ayrıldığını, çalıştığı dönemde daimi nezaretçi olduğunu ve sonrasında ocakla bir bağlantısının kalmadığını savundu. T.A, "Sonradan duyduğuma göre tavanın göçmesi sonucu tahkimat zayıflayarak kırılmış. Kazanın olduğu yer tahkimat yapılıp nefeslik açılıyordu. En son tahkimatın yapıldığı yer kırılıp çökmüş" şeklinde konuştu.
Şirkete kazadan 5 gün önce daimi nezaretçi olarak atandığını söyleyen sanık E.S. de işçilerin 15.00’da başlayan mesai saatinden habersiz olarak gelip çalıştıklarını öne sürdü. E.S, "İşçilere habersiz çalışmamalarını eğitimde bildirdim. İşçileri habersiz ocağa girmeleri daha önce başımıza gelmemiştir" ifadelerini kullandı.
Duruşma sırasında müşteki ve sanık avukatları arasında tartışma yaşandı. Bir sanık avukatının müşteki avukatının beyanına müdahale etmesiyle başlayan gerginlik, karşılıklı bağrışmalara dönüştü. Sanık avukatı, elindeki dosyayı masaya vurarak ve "terbiyesiz" diyerek salonu terk ederken, bir başka müşteki avukatı da "Bir kadına bağıramazsın, haddini bil" diye karşılık verdi.
Tanık olarak dinlenen ve kazadan yaralı kurtulan İsmet Kabuk, kendisini işe H.B.’nin aldığını ancak ocağın H.D. adına kayıtlı olduğunu bildiğini söyledi. Şefi Ziya Kiret’in sabah gelmesini istediğini aktaran Kabuk, "Nefeslikte üç gün boyunca çalıştık. Çalışma yaparken bir anda çalıştığımız tavan çöktü. Tahkimatı ağaçtan yapıyorduk. Tahkimat malzemesi sıkıntımız yoktu" dedi.
Mahkeme heyeti, tutuklu sanık H.D’nin tahliyesine karar vererek dosyadaki eksiklerin giderilmesi için duruşmayı 22 Eylül’e erteledi.
Kaynak: İHA
En Çok Okunan Haberler