TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan 17 Ağustos açıklaması
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan 17 Ağustos açıklaması
Haber Giriş Tarihi: 17.08.2026 15:25
Haber Güncellenme Tarihi: 17.08.2026 15:25
Kaynak:
DHA
Yasin KESKİN, BURSA,(DHA)- BURSA’da TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yaptığı açıklamada, deprem risklerinin azaltılması için bilimsel verilere dayalı planlama, yapı güvenliği ve kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması çağrısında bulundu. Açıklamada, “Deprem bir doğa olayıdır. Afete dönüşmesi ise yerleşim yeri planlayıcılarının, karar alıcıların ve uygulayıcıların yanlışlarının sonucudur” denildi.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, 17 Ağustos 1999 tarihinde Kocaeli’de meydana gelen ve resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişinin yaşamını yitirdiği Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, aradan geçen yıllara rağmen deprem risklerine karşı gerekli hazırlıkların tamamlanmadığı belirtilerek, yerleşim alanlarının jeolojik özelliklerinin belirlenmesi ve yapı stokunun güvenli hale getirilmesi gerektiği vurgulandı.
‘DEPREMİN AFETE DÖNÜŞMESİ KAÇINILMAZ DEĞİL’
Depremde yaşamını yitirenlerin anıldığı açıklamada, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma ve denetim eksikliklerinin sonuçlarını ortaya koyduğu ifade edildi.
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu belirtilen açıklamada, depremlerin afete dönüşmesinin kaçınılmaz olmadığı kaydedilerek, “Deprem bilinci yalnızca sarsıntı sırasında nasıl davranılacağını bilmekten ibaret değildir. Yaşadığımız kentin jeolojik özelliklerini, bulunduğumuz alanın deprem tehlikesini, zeminin davranışını ve yapıların güvenliğini bilmek; tehlikeleri önceden belirleyerek riskleri azaltmak da deprem bilincinin ayrılmaz bir parçasıdır” denildi.
‘MİKROBÖLGELEME ÇALIŞMALARI TAMAMLANMALI’
Açıklamada, afetlere dirençli kentlerin yalnızca sağlam binalardan oluşmadığı belirtilerek, kentlerin jeolojik yapısının ortaya çıkarılması gerektiği ifade edildi.
Bu kapsamda mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması, aktif faylar, sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın, tsunami ve tıbbi jeolojik tehlikelerin belirlenmesi, yerleşim alanlarının uygunluk durumlarının ortaya konulması ve imar kararlarının bilimsel veriler doğrultusunda alınması çağrısı yapıldı. Mevcut yapı stokunun yanı sıra ulaşım sistemleri ve kritik altyapıların da afetlere karşı güvenli hale getirilmesi gerektiği vurgulandı.
‘KENTSEL DÖNÜŞÜM RANT ODAKLI OLMAMALI’
Kentsel dönüşüm uygulamalarının yalnızca yapı yenileme faaliyetlerine indirgenmemesi gerektiği belirtilen açıklamada, deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların esas alınması gerektiği kaydedildi.
Riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesinin yanı sıra riskli alanlarda yeni yapılaşmanın önlenmesinin de önem taşıdığı ifade edildi. Açıklamada ayrıca mevcut riskli yapı stokunun azaltılması amacıyla uygulanan ‘Yarısı Bizden’ kampanyasına ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Kampanya kapsamında konut başına 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL taşınma desteği sağlandığı belirtilerek, Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’de de benzer desteklerin uygulanması gerektiği savunuldu.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, olası Marmara Depremi öncesinde risklerin azaltılması için gerekli çalışmaların hızlandırılması gerektiğini belirterek, “Tek bir canımızı dahi kaybetmemek adına, olası Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘önlemek’ mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘ödemek’ mi? Hangisi daha insani, daha akılcı ve daha ekonomik?” ifadelerini kullandı.
Açıklamada, tüm yerleşimlerde mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hale getirilmesi, yapı ve zemin denetim sistemlerinin kamusal ve bağımsız anlayışla güçlendirilmesi ve afet eğitiminin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması istendi.
‘27 YIL DAHA KAYBEDİLMEMELİ’
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası ayrıca ‘Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ kurulması, afet yönetimindeki kurumların yeniden yapılandırılması ve afet hukuk sisteminin oluşturulması çağrısında bulundu. Açıklamanın sonunda, deprem sonrasında yaraları sarmaya dayalı anlayıştan, afet öncesinde riskleri azaltan bütünleşik afet yönetimine geçilmesi gerektiği vurgulanarak, “27 yıl geçti ancak hala doğa olaylarının afete dönüşmemesi için hazır değiliz. Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı. Afetlere hazırlıklı ve dirençli yerleşimler bir tercih değil, kamusal bir zorunluluktur” denildi. (DHA)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan 17 Ağustos açıklaması
Yasin KESKİN, BURSA,(DHA)- BURSA’da TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yaptığı açıklamada, deprem risklerinin azaltılması için bilimsel verilere dayalı planlama, yapı güvenliği ve kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması çağrısında bulundu. Açıklamada, “Deprem bir doğa olayıdır. Afete dönüşmesi ise yerleşim yeri planlayıcılarının, karar alıcıların ve uygulayıcıların yanlışlarının sonucudur” denildi.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, 17 Ağustos 1999 tarihinde Kocaeli’de meydana gelen ve resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişinin yaşamını yitirdiği Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, aradan geçen yıllara rağmen deprem risklerine karşı gerekli hazırlıkların tamamlanmadığı belirtilerek, yerleşim alanlarının jeolojik özelliklerinin belirlenmesi ve yapı stokunun güvenli hale getirilmesi gerektiği vurgulandı.
‘DEPREMİN AFETE DÖNÜŞMESİ KAÇINILMAZ DEĞİL’
Depremde yaşamını yitirenlerin anıldığı açıklamada, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma ve denetim eksikliklerinin sonuçlarını ortaya koyduğu ifade edildi.
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu belirtilen açıklamada, depremlerin afete dönüşmesinin kaçınılmaz olmadığı kaydedilerek, “Deprem bilinci yalnızca sarsıntı sırasında nasıl davranılacağını bilmekten ibaret değildir. Yaşadığımız kentin jeolojik özelliklerini, bulunduğumuz alanın deprem tehlikesini, zeminin davranışını ve yapıların güvenliğini bilmek; tehlikeleri önceden belirleyerek riskleri azaltmak da deprem bilincinin ayrılmaz bir parçasıdır” denildi.
‘MİKROBÖLGELEME ÇALIŞMALARI TAMAMLANMALI’
Açıklamada, afetlere dirençli kentlerin yalnızca sağlam binalardan oluşmadığı belirtilerek, kentlerin jeolojik yapısının ortaya çıkarılması gerektiği ifade edildi.
Bu kapsamda mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması, aktif faylar, sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın, tsunami ve tıbbi jeolojik tehlikelerin belirlenmesi, yerleşim alanlarının uygunluk durumlarının ortaya konulması ve imar kararlarının bilimsel veriler doğrultusunda alınması çağrısı yapıldı. Mevcut yapı stokunun yanı sıra ulaşım sistemleri ve kritik altyapıların da afetlere karşı güvenli hale getirilmesi gerektiği vurgulandı.
‘KENTSEL DÖNÜŞÜM RANT ODAKLI OLMAMALI’
Kentsel dönüşüm uygulamalarının yalnızca yapı yenileme faaliyetlerine indirgenmemesi gerektiği belirtilen açıklamada, deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların esas alınması gerektiği kaydedildi.
Riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesinin yanı sıra riskli alanlarda yeni yapılaşmanın önlenmesinin de önem taşıdığı ifade edildi. Açıklamada ayrıca mevcut riskli yapı stokunun azaltılması amacıyla uygulanan ‘Yarısı Bizden’ kampanyasına ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Kampanya kapsamında konut başına 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL taşınma desteği sağlandığı belirtilerek, Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’de de benzer desteklerin uygulanması gerektiği savunuldu.
‘1 BİRİM MALİYETLE ÖNLEMEK Mİ, 6 BİRİM MALİYET ÖDEMEK Mİ?’
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, olası Marmara Depremi öncesinde risklerin azaltılması için gerekli çalışmaların hızlandırılması gerektiğini belirterek, “Tek bir canımızı dahi kaybetmemek adına, olası Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘önlemek’ mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘ödemek’ mi? Hangisi daha insani, daha akılcı ve daha ekonomik?” ifadelerini kullandı.
Açıklamada, tüm yerleşimlerde mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hale getirilmesi, yapı ve zemin denetim sistemlerinin kamusal ve bağımsız anlayışla güçlendirilmesi ve afet eğitiminin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması istendi.
‘27 YIL DAHA KAYBEDİLMEMELİ’
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası ayrıca ‘Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ kurulması, afet yönetimindeki kurumların yeniden yapılandırılması ve afet hukuk sisteminin oluşturulması çağrısında bulundu. Açıklamanın sonunda, deprem sonrasında yaraları sarmaya dayalı anlayıştan, afet öncesinde riskleri azaltan bütünleşik afet yönetimine geçilmesi gerektiği vurgulanarak, “27 yıl geçti ancak hala doğa olaylarının afete dönüşmemesi için hazır değiliz. Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı. Afetlere hazırlıklı ve dirençli yerleşimler bir tercih değil, kamusal bir zorunluluktur” denildi. (DHA)
Kaynak: DHA
En Çok Okunan Haberler