Bursa Haber - Tarafsız ve Güncel Bursa Haberleri

SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

'Yağışın afete dönüşmesinde doğaya uygun olmayan kentleşme etkili'

Haber Giriş Tarihi: 18.10.2026 11:48
Haber Güncellenme Tarihi: 18.10.2026 11:48
Kaynak: DHA
'Yağışın afete dönüşmesinde doğaya uygun olmayan kentleşme etkili'

Ruken KADIOĞLU-Muhammet BAYRAM/ANKARA, (DHA)-HACETTEPE Üniversitesi Hidrojeoloji Mühendisliği Programı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ekmekçi, yağışların afete dönüşmesinde iklim koşulları ile şehirleşme, altyapı ve arazi kullanımının da önemli olduğunu belirterek, "Doğaya uygun olmayan kentleşme önemli rol oynuyor. Afete dönüşmesinin nedenlerinden biri, geçirimsiz yüzeylerin artırılması. Betonlaşma, asfalt yolların artması; bunlar hep yağmurun önemli bir kısmının yüzeyden akmasına ve hızlı bir şekilde derelere ulaşmasına neden olur" dedi.

Prof. Dr. Mehmet Ekmekçi, son günlerde artan yağışların afete dönüşmesine ilişkin açıklamada bulundu. Prof. Dr. Ekmekçi, "Özellikle iklim değişikliğinin hızlı bir şekilde gerçekleşmesi toplumları, ekosistemleri ve özellikle insanlarla ilgili olarak da ekonomiyi yakından ilgilendirir. Aslında iklim değişikliğiyle şiddetli yağışlar arasındaki fiziksel bağlantıyı iklim bilimciler, son yıllarda net bir şekilde ortaya koydular. Örneğin; atmosferdeki sıcaklık artışı, atmosferin nem taşıma kapasitesini de önemli ölçüde artırıyor. Dolayısıyla nem taşıma kapasitesi artınca yağış şiddeti, şiddetli yağış yoğunluğu da artıyor. Atmosferde sıcaklığın bir derece artması, atmosferin nem taşıma kapasitesini yüzde 7, yüzde 8 oranında artırıyor. Bu da yoğun şiddetli yağışlara neden olabiliyor. Ayrıca küresel ölçekte yapılan gözlemler de aslında bunu teyit ediyor. Yağışın şiddetini, süresini ve miktarını etkileyen iklim krizinden çok iklim değişikliğinin kendisi" dedi.

'DAHA KISA SÜRELERDE DAHA BÜYÜK MİKTARLARDA YAĞIŞ DÜŞÜYOR'

Prof. Dr. Ekmekçi, iklim değişikliğinin yarattığı etkinin yağışın ne zaman düştüğüyle, ne sürede düştüğüyle bağlantılı olduğuna dikkat çekerek, "Daha önce yıllık yağışların önemli bir kısmı yıl bazında yıla dağılırken şimdi birkaç gün içinde, hatta birkaç saat içinde önemli bir miktarının düştüğünü görüyoruz. Bu yeryüzündeki yapıyla da son derece yakından ilgili. Toprağın yağmur suyunu, yağış suyunu süzdürme kapasitesi vardır. Bu kapasitenin üzerinde düşen, üzerinde gerçekleşen yağış şiddeti, toprağın suyun bir kısmını süzdürmesi yerine yüzeyden akmasına neden oluyor. Böyle olunca hızlı bir şekilde ve daha fazla miktarda su dere yataklarına ulaşıyor ve burada taşkın pikini oluşturacak şekilde toplanıyor. Normalde bizim yağışlarımız kış ve ilkbahar aylarında yoğunlaşırken toplam miktar değişmese bile yağışlı ve yağışsız günlerin miktarının arttığını görüyoruz. Daha kısa sürelerde daha büyük miktarlarda yağış düşüyor. Daha uzun süren kuraklıklar söz konusu olabiliyor. Mevsimsel olarak baktığımız zaman; bitkilerin çiçeklenme dönemlerinin değişmesi de mevsimsel bir kaymanın söz konusu olduğunu söylüyor. Çok kısa süreli ve yüksek şiddetlerdeki yağışların kullanılabilir kaynak oluşturma potansiyeli maalesef azalıyor" diye konuştu.

'ERKEN UYARI SİSTEMLERİNİN KURULMASI GEREKİYOR'

Yağışın afete dönüşmesinde iklim koşulları ile şehirleşmenin, altyapının ve arazi kullanımının çok yakından etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Ekmekçi, "Afetler biraz da insanın yaptıklarıyla bağlantılı olarak gerçekleşiyor. Örneğin; insanın bulunmadığı doğal bir havzada bir yağış ve bir taşkın herhangi bir zarar yaratmazken, şehirleşilen bir havzada bu bir afete dönüşebiliyor. Bunun nedeni elbette başta yanlış planlama. Doğaya uygun olmayan kentleşme önemli bir rol oynuyor. Kentlerde afete dönüşmenin nedenlerinden bir tanesi, geçirimsiz yüzeylerin artırılması. Betonlaşma, asfalt yolların artması, bunlar hep yağan yağmurun önemli bir kısmının yüzeyden akmasına ve hızlı bir şekilde derelere ulaşmasına neden olur. Planlamamızda dere yataklarına yapılaşma izni verilirse, taşkın ovaları iskana açılırsa bu iklimsel olay afete dönüşüyor ve bunun tek sorumlusu bizler, insanlar oluyoruz. Yağışların farklı tekerrür sürelerini dikkate alarak, şu anda mevcut yapılaşmanın kademeli olarak taşınması gerekiyor. Kentlerde drenaj sistemlerinin gelecekte olabilecek yağış şiddetine göre yeniden tasarlanması gerekiyor. Havza ölçeğinde taşkın risk haritalarının mutlaka güncellenmesi gerekiyor. Mutlaka erken uyarı sistemlerinin kurulması gerekiyor. Ama bu erken uyarı sistemlerinin başarılı olabilmesi için doğru planlama, doğayla uyumlu kentleşme ve maruziyeti ön plana çıkaran erken uyarı sistemlerinin oturtulması gerekiyor. Erken uyarı sistemlerinde önemli bir bileşen şu ki uyarılan halkın ne yapacağını da iyi bilmesi lazım. O yüzden bu konunun uzmanları tarafından verilecek eğitim son derece önemli" diye konuştu.

'SICAKLIK ARTTIKÇA AŞIRI OLAYLARIN ARTACAĞINI GÖRÜYORUZ'

Prof. Dr. Ekmekçi, iklim değişkenliklerinin her zaman olduğunu söyleyerek, "Sıcaklık arttıkça bu tür şiddetli, yüksek şiddete sahip kısa süreli yağışlar ve uzun süren kuraklıklar, dolayısıyla aşırı olayların artacağını görüyoruz. Bu, bizi geleceği tahmin etmekte bu anlamda zorluyor. Dolayısıyla öngörülebilirliği az olan bir dönemdeyiz. Emisyonun azaltılması da bu dönemde son derece önemli. Bu anlamda ben COP31 ve 2053 hedeflerini önemli görüyorum" dedi. (DHA)

Kaynak: DHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.