Bazen bir istifa, yüzlerce cümleden daha fazla şey anlatır.
Hele ki o istifanın içinde “kamucu”, “toplumcu”, “örgütten uzaklaşma” ve “tüccar zihniyeti” gibi ifadeler varsa…
O açıklama artık yalnızca bir ayrılık metni değildir.
Bir kırılmanın ilanıdır.
Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Süleyman Ayyılmaz’ın açıklaması tam olarak bunu gösteriyor. Çünkü bu metin dikkatli okunduğunda yalnızca kişisel bir kırgınlık değil, yerel yönetim anlayışına yönelik ciddi bir eleştiri görülüyor.
Türkiye’de siyaset uzun yıllardır aynı hastalıkla mücadele ediyor:
Yola çıkanlarla, yolda bulunanların yer değiştirmesi…
Seçim dönemlerinde emek verenler, sokakta çalışanlar, kapı kapı dolaşanlar; seçim kazanıldıktan sonra çoğu zaman sistemin dışına itiliyor. Yerlerine ise yeni çevreler, yeni ilişkiler, yeni hesaplar kuruluyor.
Ayyılmaz’ın açıklamasındaki en dikkat çekici cümlelerden biri şu oldu:
“Kamucu-toplumcu yaklaşımdan ziyade tüccar zihniyeti ön plana çıkmaya başladı.”
İşte mesele tam burada başlıyor.
Çünkü Türkiye’de belediyecilik artık yalnızca asfalt dökmek, park yapmak ya da bina dikmek üzerinden tartışılmıyor. İnsanlar artık belediyelerin hangi anlayışla yönetildiğine bakıyor.
Halk için mi yönetiliyor?
Yoksa bir şirket mantığıyla mı?
Kooperatifler neden kuruldu?
Çiftçiyi korumak için.
Üreticiyi desteklemek için.
Piyasaya karşı halkın dayanışmasını büyütmek için.
Eğer bugün bir kooperatif başkanı çıkıp “tüccar zihniyeti öne çıktı” diyorsa, bu cümle üzerinde herkesin düşünmesi gerekir.
Çünkü mesele yalnızca bir kişinin istifası değildir.
Mesele, siyasetin kuruluş iddialarıyla bugün geldiği nokta arasındaki mesafedir.
Türkiye’de siyaset bazen sloganlarla ilerliyor ama gerçekler istifa metinlerinde ortaya çıkıyor.
Ve unutulmamalıdır:
Bir kurumun içinden gelen eleştiri, dışarıdan gelen eleştiriden daha değerlidir. Çünkü içeriyi bilen konuşur.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mehmet Yasin Soran
Bir İstifanın Satır Araları
Bazen bir istifa, yüzlerce cümleden daha fazla şey anlatır.
Hele ki o istifanın içinde “kamucu”, “toplumcu”, “örgütten uzaklaşma” ve “tüccar zihniyeti” gibi ifadeler varsa…
O açıklama artık yalnızca bir ayrılık metni değildir.
Bir kırılmanın ilanıdır.
Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Süleyman Ayyılmaz’ın açıklaması tam olarak bunu gösteriyor. Çünkü bu metin dikkatli okunduğunda yalnızca kişisel bir kırgınlık değil, yerel yönetim anlayışına yönelik ciddi bir eleştiri görülüyor.
Türkiye’de siyaset uzun yıllardır aynı hastalıkla mücadele ediyor:
Yola çıkanlarla, yolda bulunanların yer değiştirmesi…
Seçim dönemlerinde emek verenler, sokakta çalışanlar, kapı kapı dolaşanlar; seçim kazanıldıktan sonra çoğu zaman sistemin dışına itiliyor. Yerlerine ise yeni çevreler, yeni ilişkiler, yeni hesaplar kuruluyor.
Ayyılmaz’ın açıklamasındaki en dikkat çekici cümlelerden biri şu oldu:
“Kamucu-toplumcu yaklaşımdan ziyade tüccar zihniyeti ön plana çıkmaya başladı.”
İşte mesele tam burada başlıyor.
Çünkü Türkiye’de belediyecilik artık yalnızca asfalt dökmek, park yapmak ya da bina dikmek üzerinden tartışılmıyor. İnsanlar artık belediyelerin hangi anlayışla yönetildiğine bakıyor.
Halk için mi yönetiliyor?
Yoksa bir şirket mantığıyla mı?
Kooperatifler neden kuruldu?
Çiftçiyi korumak için.
Üreticiyi desteklemek için.
Piyasaya karşı halkın dayanışmasını büyütmek için.
Eğer bugün bir kooperatif başkanı çıkıp “tüccar zihniyeti öne çıktı” diyorsa, bu cümle üzerinde herkesin düşünmesi gerekir.
Çünkü mesele yalnızca bir kişinin istifası değildir.
Mesele, siyasetin kuruluş iddialarıyla bugün geldiği nokta arasındaki mesafedir.
Türkiye’de siyaset bazen sloganlarla ilerliyor ama gerçekler istifa metinlerinde ortaya çıkıyor.
Ve unutulmamalıdır:
Bir kurumun içinden gelen eleştiri, dışarıdan gelen eleştiriden daha değerlidir. Çünkü içeriyi bilen konuşur.
Şimdi asıl soru şu:
Nilüfer’de gerçekten ne değişti?